Giresunspor ya düzlüğe çıkacak ya da tarihe karışacaktı.
Delegeler (!)
Ya gerçeklerle yüzleşecek ya da Giresunspor’u tarihe gömülmesine ön ayak
olacaklardı.
Yılın sekiz ayı futbolcuların ter akıttığı tesislerdeki antrenman sahası bu
kez ayak oyunlarına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyordu ki önce protokole,
ardından divan kurulu başkanına ardından da döndü delegelere baktı.
Mikrofonu olacaklardan sanki haberi varmışçasına yutkunan ağzına götürdü
ve ‘Yapmayın’ dedi.
Herkes ve her şey yalan söylese de arşivler asla yalan söylemez.
Giresunspor’un bugünlerini anlattı.
“Karanlığa gömülürüz, yok oluruz, Ortada ne Çotanak armamız ne de
Giresunspor kalır” dedi, ama nafile kimse dinlemedi.
Açın o tarihte ki arşivleri bakın.
175 oy aldı.
Kim aldı biliyor musunuz o 175 oyu?
8 Ağustos 2020 senesinde Giresunspor’un bugünlere geleceğini
öngören, endişe eden hatta dile getiren Osman ÇIRAK.
Peki kim başkan seçildi?
481 oyun 297’sini alan Hakan KARAAHMET
***
Giresunspor BAL’a düştü, enteresan öyle mi?
Şimdi geldiğimiz noktayı aşağıda okuyacağınız çok sevdiğim bir fare
hikayesiyle sonlandıracağım.
Ama ondan önce kimse topu taca atmaya kalkmasın yoksa daha derin yazarım.
Eğer Giresunspor tarihe karıştıysa bunun müsebbibi 1-2-3-4-5-6 ve 7 Ağustos
2020 senesinde Osman ÇIRAK’a nezaket ve destek ziyaret randevusu dahi
vermeyen siyasi erkan ve o tarihi kongrede oy kullanan 297 delegedir.
Fazla uzatmadan ve fareciğin öyküsüne geçmeden evvel Hakan Karaahmet topu
Nahid R. Yamak’a, Nahid R. Yamak topu Emin Eltuğral’a Emin Eltuğral’da
topu küçük Emrah’a atamaz.
Dolayısıyla
Giresunspor’un bugünlere gelmesinin sorumlusu Hakan Karaahmet artı, Nahid R.
Yamak artı Emin Eltuğral ve artı oğlu artı o tarihi kongrede Hakan
Karaahmet’e oy veren çok şanlı 297 Giresunspor delegesidir.
Gelelim fareciğin hikayesine…
Minik bir fare varmış.
Duvardaki çatlaktan
mutfağa bakarken, çiftçiyle eşinin paket açtıklarını görmüş. Sanırım akşama
ziyafet çekeceğim, kim bilir ne güzel yiyecekler vardır o paketin içinde demiş.
Ama… Ambalajı bir yırtmışlar ki paketten çıka çıka kapan çıkmış.!
Eyvah…
Farecik telaşla bahçeye
fırlamış, ilk gördüğü tavuğa korkuyla seslenmiş ve evde kapan var demiş. Tavuk
omzunu silkmiş, o senin sorunun, banane birader demiş, seni kümese alırsam
başıma iş alırım, başka kapıya demiş.
Fare anlaşmış ki
tavuktan fayda yok. Panikle ağıla koşmuş koyuna yalvarmış, evde kapan var…
Koyun hiç üstüne alınmamış, elalemin derdiyle huzurumu kaçıramam, başka kapıya
demiş.
Farecik son çare ahıra
dalmış, çırpınmış adeta evde kapan var… İnek bön bön bakmış, çevirmiş kafasını
öbür tarafa cevap bile vermediği gibi farenin söylediklerini duymamak için
yalağa doğru yürümüş.
Farecik kalakalmış.
Yapayalnız.
Çaresiz.
Bükmüş boynunu, dışarıda
kurda kuşa yem olmamak için mecburen evin yolunu tutmuş, yüreği ağzında. Parmak
uçlarına basa basa duvardaki daracık çatlağa sığınmış.
Gün dönmüş, zifiri
karanlık olmuş tam uykuya dalıyormuş ki, çıtonkkk!
Önce ölüm sessizliği,
Ardından çığlık!
Hayırdır inşallah demiş
bizim farecik, zıplamış yerinden bir de ne görsün, sinsi sinsi mutfağa süzülen
yılan kuyruğunu kapana kaptırmış iyi mi… Üstelik kör karanlıkta yatağından
fırlayıp, uyku sersemi kapana uzanan çiftçiyi sokuvermiş elinden.
Durup dururken kafayı
fareye takan çiftçi, yılana çiyana hiç önlem almadığını düşünmüş o anda ama.
Artık çok geçmiş.
Çiftçinin eşi de
feryatlara uyanmış tabi. Apar topar doktora gitmişler. Sarıp, sarmalatıp eve
dönmüşler ancak bünye Allah pullak olmuş haliyle. Çifti resmen yanıyor ateşi
fırlamış 40 dereceye…
E haliyle hastaya çorba
lazım. Tavuk suyu, kadın kapmış bıçağı doğru kümese…
Ertesi gün konu komşunun
haberi olmuş, geçmiş olsuna gelmişler. İkram ister. Kadın gene kapmış bıçağı
doğru ağıla, yatırmış koyunu, pilav üstü tandır.
Gel gör ki, ateş 40
derece 42 derece derken maalesef çiftçi sizlere ömür.
Hadi bakalım bütün köy
doluşmuş cenaze evine, taziyeye, ikramın büyüğünü ister… Kadın gene kapmış
bıçağı ahıra girmiş ve büyükbaş da sizlere ömür.
Mevlit filan bittikten
sonra evli evine köylü köyüne. Kadın tası tarağı toplayıp çocuklarına taşınmış,
ocak sönmüş.
Ev zamanla harabeye
dönmüş.
Kümes- ağıl mezbele.
Ahır çökmüş.
Diyeceksiniz ki…
Fareye nolmuşşş?
“Kardeşim.. İş işten geçip herkesin hayatı kaydıktan sonra, benim akıbetimi
anca merak etmeniz enteresan yani” demiş.
Zafer Akten