Son
yıllarda seninle yola çıkan birçok insanın işleri, imkanları ve olanakları
günümüz şartlarında her nasıl olduysa hep iyiye ve doğruya koştu.
Bazıları davul- zurnayla oynayarak bazıları da ‘efsane başkan’ söylemleriyle koca camiayı kaosa sürükleyip çekip
gitti. Arkalarından bizlere kalan da el sürmelere kıyamadığımız koca çınarın külleri
ve mazisi kaldı.
Bazen düşünürüm seni bu
hallere kimler düşürdü? diye.
Her koşulda tribünde
destekleyen taraftar mı, kulübü idare edenler mi, bu güzel şehrin esnafı ya da
işadamları mı yoksa adını yazmayı dahi zul gördüğüm cingözler mi?
Sahi kim?
Belki de bu yazıyı okuyan
sizler bu sorunun cevabını bilir ve sessizce söylersiniz.
Ama şu bir geçek ki artık
yeniden ayağa kalkmış koca çınarı belki biz göremeyiz fakat inşallah
torunlarımıza görmek nasip olur.
***
Hatırlayacağınız üzere bundan
kısa bir süre önce yasa dışı bahis soruşturması kapsamında üç idarecimiz gözaltına
alındı ve iki aylık tutukluluk sürecinin ardından serbest kalıp çıkılar.
O süreçte sosyal medyada
özellikle Ferhat Karademir üzerinden adeta şeytan taşlar misali yapılan
eleştiri ve yakıştırmalar aldı başını gitti.
Peki kimdir Ferhat Karadere?
Ferhat Karadere kısıtlı
imkanlarla üst düzey bir eğitim almış mimar olmuş genç bir arkadaşımız hatta
kardeşimizdir. Kaldı ki Karadere mimarlık alanındaki başarılarıyla iş adamı
olmuş, küçük ekonomili bu şehre istihdam sağlamış, ardından siyasete atılmış ve
gün olmuş diğer iki arkadaşı gibi Giresunspor Yönetim Kuruluna girip beceri ve
imkanları doğrultusunda parasını verip çotanak armalı takımımıza katkı
sağlamıştır.
Ha bunları kaleme alırken de
Ferhat Karadere’yi çok fazla tanımam ama bildiğim bir doğru vardır ki bu
kardeşimizin Giresunspor idareciliği ve adamlığından asla ama asla hiç şüpheye
düşmedim.
Sanki suçlu bulunmuş gibi bu şehrin parlayan bir
değerini özellikle sosyal medya mecrasında linç edip sabah akşam gündeme
getirmek kimseye bir yarar sağlamaz.
Çünkü profesyonel kulüplerde
son kararı ve özellikle de yetkiyi hep başkanlar kullanır ve uygular. Geride
kalanlar ise sürecin yükünü taşır. Bu döngü ve gerçek hiçbir zaman değişmez.
1967 yılında kurulan ve 2026
yılında bu kulübü bu hallere düşüren başlar, taşları üst üste koyup seyran
eylerken bizler daha çok çekirdek çitleyip davul zurnayla oynayan efsaneler
izler, izlerken de arkalarından su döküp yolcu ederiz.
İlk gördüğüm yer de Ferhat
Karadere’ye de şunu söyleyeceğim.
“Ferhat, Şirin için dağları
delip kimseye yaranamasa da sen bu şehrin geleceğisin. Üç- beş kişinin ağzına
bakıp asla pes etme. Çünkü güneş hiçbir zaman balçıkla sıvanmaz”
diyeceğim.
Şerif AYVALI-