25 Haziran 2017 Pazar
Bir evlattan toprağın altında yatan babasına mektuptur bu...

Bilir misin yalnızlık ne demek?

Bilir misin gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı?

Uzattın mı elini bir yıldız boyunca, belki tutarım diye farkında olmadan..?

Uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar?

Aslında kendindir küstüğün bilir misin bunun acısını..?

Kapatıp gözünü hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair..?

Bazen küçük bir masumiyet belirir tebessümünde, bazen gözünde hırçın bakışlar…

Kızdın mı kaderine günlerce?

Bazen cesaret edemeyen konuşmaya ve bazen de hiç susmayan sen. Kendini tanıyamadığın oldu mu hiç?

Sevdin mi birini?

Her yağmur yağışında saatlerce bekledin mi sevdiğinin penceresinin önünde.?

Bir yudum sevgi dilendiğin oldu mu sert bakışlardan?

Yaslanacak bir omuz aramadın mı?

Birden güldüğün oldu mu sebepsiz?

Her şiirde kendinden bir şeyler bulmadın mı hiç?

Rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını, ya da istemediğin oldu mu uyanmayı?

Baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı?

Ufak bir sorunu büyütüp ölmeyi de mi istemedin hiç?

Sebebini bilmediğin bir ağırlık çökmedi mi üstüne?

Büyüdüğünü fark edip zamana düşman oldun mu..?

Hecelerin az geldiği, kelimelerin yetmediği oldu mu duygularını anlatmaya?

Ağladığın oldu mu sebepsizce sabahlara kadar?

Belki sen ağlamayı da bilmiyorsundur sevmeyi bilmediğin gibi..!

Oysa.. Asla iki damla yaş değildir ağlamak..

Önce hüzünlenmek, sonra düşünmek, hayal etmek. Anıları yaşamak, büyük bir özlem içerisinde o küçük oyuncaklara sarılmak. İşte budur ağlamak.

**

Anlıyor musun işte budur ağlamak..!

Peki sen babasızlık ne demek O’nun hüznünü yaşadın mı hiç?

Omuzlarındaki yükün ağırlığı günden güne artarken, dışarı da üç maymunu oynayıp, eve gelip düşündün mü sabahlara dek?

Babasızlık ne demek bilir misin sen?

Ya babana sarılıp ağlayamamak ne demek hiç aklından geçirdin mi?

En güzel bir filmin ortasında babanın elini ilk tutuşu, seni ilk kez bir parka yada bir futbol maçına götürdüğü aklına geldi mi hiç?

Göz yaşların sel olup aktı mı..?

**

İşte ben bugün babama ağlayacağım hıçkırarak.

İliklerime kadar yaşayacağım acımı..

Gözlerimi dahi kapatmadan..

**

Bilir misin baba ben seni çok özledim.

Sana gelmek, yanında olmak, tıpkı eskisi gibi sana sarılıp uyumayı çok istiyorum.

Ben seni çok özledim baba..

Aramızda olmayışın, evimizde bulunmayışın bende o kadar büyük bir enkaza sebebiyet veriyor ki anlatamam..

Sen gelmeyeceksen eğer…

Günler çabuk geçsin istiyorum…

Çünkü ben artık dayanamıyorum ve senin yanında olmak istiyorum..

Kızmazsan eğer bir de sigara yakıp dertleşmeyi çok istiyorum seninle..

Ben seni çok özledim babacığım…

**

Sahip olduğum tüm değerleri ve insan sevgisini..

Kişilik haklarımı korumayı ve herkese eşit davranmayı..

Onurlu olmanın zengin olmaktan daha mühim olduğunu...

Zeka sahibi olmanın yetersizliğini ve çok çalışmak gerektiğini…

Dürüst, cömert, vefalı ve aranılan bir arkadaş olmayı...

Muhalefetteyken bile iktidardaymış gibi davranmayı...

Senden öğrendim.

Sana minnettarım.

Beni hayata sen hazırladığın için çok şanslıyım.

Benim süper kahramanım sensin..

Ben seni çok seviyorum babam…

**

Ben bir yaş daha yaşlandım ama bunu asla dert etmiyorum babacım.

Nasıl bu dünyaya yalnız geldiysem, yalnız bir şekilde senin yanına da gelmeye hazırım.

**

Evdekileri soracak olursan şayet…

İrem kız büyüdü… Senin adını taşıyan Cevat ilk okula başladı.. Ama okula gitmek ona zulüm gibi gelse de zamanla da alışacak…  Kızma hemen..

Bilmiyorum geçen sene yazdı mı bir de Yağmur kızımız var artık fertlerimiz arasında.

Dili beş karıştan azıcık daha fazla…

Bilmediği yok..

Yattığın yeri bilecek olsa gelip yanına uzanacak kadar deli cesareti var onda biliyorum..

Ali iyi.. Mesut da İrem kız ve oğul Cevat ile mutlu mesut yuvarlanıp gidiyor…

Tek sorun senin hanımda.

Sabahları kalıp şekerini ölçüyor.. Eğer oran 200’lerin üzerindeyse; “Yav anne bu sabah da yine çok şekersin” deyip en azından neşelendirmeye çalışıyorum.

Genel olarak iyiyiz bizden sakın sıkılma..

Bizim tek eksiğimiz senin yanımızda olmayışın, olamayaşın..:(

**

Biliyor musun?

Bugün 14 Şubat babacığım.

Bugün sevgililer günü...

Yüreğinde aşkın, sevdanın kıvılcımlarını taşıyan herkes kırmızı bir gül ya da bir hediye ile koşacak sevgilisine...

Ben ise sana...

Bugün 14 Şubat babacığım…

Aramızdan ayrılışının tam on beşinci yılı…

Olurda bir gün dönersin diye hep o günü bekledim. O günün hayali ile yaşadım. Atmadım elbiselerini. Belki kızarsın diye en sevdiğin traş losyonunu bile hiç kullanmadım. Biliyorum bir gün geleceksin. O günü hasretle O günü özlemle bekleyeceğim. Çünkü sen gelecek ve bana sımsıkı sarılacaksın. O, geçen yılların acısını doyasıya çıkaracağız. Sen gelince güleceğim tıpkı eskisi gibi….

Seninle hayat bulup, yaşama yeniden sarılacağım.

Ha bir de az kalsın unutacaktım yazmayı..

Bu soğuk kış gecelerinde üzerini örtmeyi sakın unutma olur mu babacığım?

Ruhun şad, mekanın cennet olsun... :(

Seni seviyorum babacığım...

1947- 1999 

Yorumlar

Henüz bu içeriğe yorum eklenmemiş. İlk siz olabilirsiniz.

Yorum yaz

Captcha