18 Ekim 2017 Çarşamba
Yakında bana '41 kere maşallah' diyeceksiniz çünkü yolun yarısından fazlasını geçmiş bulunmaktayım.

Bu 41 yıllık yaşam mücadelemin son 18 senesini Giresunspor’un içerisinde geçirdim.

Hangi başkanlar, hangi yöneticiler ve hangi teknik adamlarla çalışmadım ki..?

Ya da hangi futbolcularla..!

Ben bu kulübün içerisinde o kadar çok futbolcu tanıdım ki buraya isim-isim yazsam sanırım gazetenin bütün sayfalarını doldurabilirim.

1995 senesinden tutunda daha geçen yıla kadar bu takım da oynayan futbolcularla dostane ilişkilere de sahip oldum. Onlara yeri geldi beraber ağladık, yeri geldi beraber sevindik. Ailecek birbirimize gittik, geldik!

Haa bunun yanında sevemediklerim, küstüklerim, hatta hala bugün bile konuşmadığımız futbolcular da oldu meslek hayatımda.

Ama ben onları asla kişilikleri veyahut da başka bir şeyler için eleştirmedim. Kötü oynuyorsa futbollarını eleştirdim. Cinlik yapıp Giresunspor’u mahkeme kapılarında süründürdülerse onları gündeme getirdim. Ayrıca Giresunlu geçinip sonrasında 28 numaralı forma giyen ve  piyasaya yapıp hemen ardından Giresunspor’un mutfağındaki çatalına-kaşığına, yatağına, televizyonuna göz diken ve bunları almak için tesislere haciz memurları yollayan futbolcu müsvettelerine de asla prim tanımadım. Yazımı yazdım, manşete koydum. Şimdi herkes hak ettiği yerlerde yaşıyorlar.!

Hiçbir başkanın, başkan yalamalarının, yöneticilerin, (Onlar kendilerini bilir) ve taraftarların tehdidine boyun eğmedim.

Bugün hala dolmuşla evime gidip geliyorsam ve üzerime kayıtlı hiçbir mal varlığım yoksa bunu tamamen meslek aşkıma ve Giresunspor’a borçluyum. Çünkü Giresunspor için kimseyi tehdit etmediğim gibi kimseden de “Bana şu kadar ödeme yaparsanız sizi el üstünde tutarım” demedim. (Dediğim varsa da kamuoyuna açıklayabilirler)

***

Gelelim işin diğer boyutuna.

Ben bu kulübün içerisinde öyle futbolcular gördüm ki;

Ankara deplasmanından gelirken ve otobüsün en arka koltuğunda çekirdek çıtlatırken; Kırıkkale sınırları içerisinde cep telefonundan 155’i arayıp polise “Görmüyor musunuz beyefendi. Giresunspor’un takım otobüsü kaç kilometre hızla gidiyor” diye kulübü şikayet eden futbolcuya da tanık oldum, parasını alamadığı için antrenmana çıkmayan ve takım arkadaşlarını da örgütleyenine de.

Giresunlu olup da günah diye şortunun altına tayt giyip sahaya çıkanı da bilirim, yine günah diye şampiyonluk fotoğrafına girmeyeni de.

Ayrıca Bursa’da şampiyon olduğumuz 2006-2007 Sezonunda 12-13 futbolcunun kendi içlerinden imam seçip Tesislerde vakit namazları kıldıklarını ve o şekilde başarıya ulaştıklarını bu şehir tam manasıyla biliyorken…

Hatta sonraki sezonlarda zampara olanları da aklımda…

Alkolik olanları da..

Ama ben bunları hep içime attım.

Eğer bir futbolcu, antrenman ve maç dışındaki performanslarıyla Giresunspor’a zarar vermeyip bir de üstüne sahaya çıkıp çatır-çatır maçını oynuyorsa ‘bana ne’ deyip sadece onları gözlem altında tutmakla yetindim. Kısacası hiçbir zaman Giresunspor için emek harcayan futbolcuları sosyal yaşantılarından ötürü hedef tahtasına oturtmadım.

Demem o ki ben performansları ve Giresunspor’un menfaatleri dışında futbolcuyu sahada eleştirdim.

Şimdi de öyle yapmaktayım..

Çünkü biliyorum ki yazı yazma yeteneğim kadar futbol bilgim konusunda da kendime inanırım.

Sokakta gezen kara çarşaflı bacılara, analara ve dinini o şekilde yaşayan kara çarşaflı insanlara karış(a)mı yorsam, ben Aykut Demir’in caddede cübbeyle tur atmasına da engel olamam.

Nasıl bir futbolcu antrenmana sarhoş geliyor ve ben de tepkimi ortaya koyup olayı gazete sütunlarına taşıyacak kadar cesursam, Aykut Demir’in cübbeyle tesislerde dolaşmasına, antrenmana çıkmasına da karşı çıkarım. O olay yaşanırsa onu da haber eder sizlere okuturum.

Ama adamın gün içerisinde evinde ne yaptığına ben karışamam.

Siz de karışamazsınız..!

Aykut Demir, Giresun’u ve Giresunspor’u bir yaşasın ondan sonra hep beraber el-ele verip bir durum değerlendirmesi daha yaparız.

Ama bu Aykut sahada işini layığıyla yerine getirirse ve Giresunspor’a katkı sağlayacak hamlelerde bulunursa o zaman sadece futboluna saygı duymaktan başka elimden bir şey gelmez.

Ama diğer işlere girerse inanın bunu en başta ben gündeme getireceğim.

Yazıyı bağlama noktasına gelmişken şu hususu da belirtmeden geçemeyeceğim ki;

Ben hayatımda sağ partiye oy vermedim.

Ama

Dili, dini ve ırkı için de bırakın futbolcuyu hiçbir insana zarar vermedim…

Kalın sağlıcakla. 

Yorumlar

Henüz bu içeriğe yorum eklenmemiş. İlk siz olabilirsiniz.

Yorum yaz

Captcha