24 Ağustos 2017 Perşembe
`Sahipsiz bırakılan bir takımın sahipsizlik içinde elde ettiği başarıyı olsun sahiplenen birileri çıksa keşke`` diyerek noktaladığımız bir yazının devamı maalesef Fenerbahçe maçının ertesine geldi.

Maçın öncesinden sonrasına söylenecek çok şey var aslında ama ben yazıya daha da gerilerden bir küçük anı paylaşarak başlamak istiyorum. Bundan 2-3 sene öncesinde Giresun Üniversitesi Kariyer Merkezi’nin Müdürlüğünü yaptığımız dönemde yine o dönemin YGBS Koçu Yücel Platin ve Giresunspor Teknik Direktörünü üniversitemize davet etmiştik. O dönemde söylenen slogan olan “O Siena buraya gelecek” lafından yola çıkarak “Siena bu sezon sonu kapanıyor ama YGBS henüz daha yeni bir takım ve tarih yazmaya devam edecek” demiştim. Hakikatten o sezon sonunda Siena mali başarısızlıktan dolayı kapatıldı. YGBS ise şimdilerde Avrupa’nın en değerli basketbol liginde onca sahipsizlik içerisinde yoktan var oluyor.

Maç öncesine baktığımızda biletlerin tamamı satılmış olduğunu görüyoruz ki bu bile aslında yapılan işlerin ve atılan adımların ne kadar doğru olduğunu gösteriyor aslında. Saat 19 da başlayacak olan maçın başlamasına tam 4 saat kala salonun önü ana-baba günü gibi. Yayıncı kuruluş keşke maça 5 dakika kala değil de gün boyu yayın yapsaydı da bu şehirde basketbolun endüstriyel bir alan olmadığını tam aksine bu kentte sporun bir sevda olduğunu tüm Türkiye’ye gösterebilseydi.

Geçen sene salonda organize taraftarı olmayan Fenerbahçe’nin bu sezon kendisine ayrılan yerleri doluydu ama maçtan daha çok kendi içsel yönetim sıkıntılarını dillendirdiler durdular. Giresun Üniversitesi’nde öğrenim gören öğrencilerden oluşan grubun maçın başından sonuna kadar tansiyon arttırıcı tezahürat yapmaması da basketbol ziyafetine tat kattı. Genç Çotanaklar ise olması gerektiği gibiydi. Tamamına yakını yeşil giyinmiş bir tribün karşıladı Fenerbahçeli basketbolcuları ve maçın son 3. Dakikasında Jan Vessely’nin sportmenlik dışı faulü haricinde sadece YGBS’li basketbolculara omuz verdiler. Şu bir gerçek ki Genç Çotanaklar olmadan olmuyor.

Maça başlayan ilk 5’e bakmak bile aslında farkı göstermeye yetiyordu. Fenerbahçe’de sahaya çıkan ilk 5’in sadece 1 oyuncusunun yıllık ücreti ile; hatta Vessely, Antic, Bogdanovic veya Ali Muhammed’in yıllık kazançlarının yarısı kadar harcamadan kurulan ve henüz bir göğüs reklamı dahi bulunmayan YGBS ile geçtiğimiz sezon Euroleague’i son dakikalarda hakem hatalarıyla kaybeden ve neredeyse YGBS kadrosunda bulunan oyuncu sayısından fazla sponsora sahip Fenerbahçe. Kağıt üzerinde başlamadan biten bir maç gibi görünüyordu. Görünmeyen tek şey tribünde ve sahada yer alan yüreklerin ateşiydi.

Maç saat 19.00 da başladı ama son 01.30 kala Antic’in üçlüğüyle bitti. Hatta son 03.06’da 59-62 yenik durumdayken hem Vessely atıldı, hem 2 atış ve yandan başlayacak olma avantajımız vardı hem de seyirci çılgına dönmüştü. Ama tecrübesizlik denilen duvara tosladık. Olmadı mı olmuyor bazen. Ve bazen sadece skor tabelasında yenik görünüyorsun aslında geri kalan her şeyi kazandığın halde. Kazanamadığın tek şey o 1 puan oluyor.

Neler mi kazandık? Sezon başından beri kazandıklarımızın üzerine Doğuş Özdemiroğlu’na hoş geldin dedik. Agresif savunmasıyla ve Bobby Dixon’a yaptığı muhteşem blok ile onu sahadan silmesini izledik. Geçtiğimiz maçlarda doğru sinyal aldığımıza sevindik. Sonra Gill’in potaya gidişini kazandık. Savunmadaki hırsını sevmiştik ama hücumda yaptığı hareketleri görünce daha da sevindik. Mahalbasic’in pota altında gittikçe etkili olmaya başlamasını izledik ve çok da hoşumuza gitti.

Peki her şey çok güzeldi de neden kaybettik? Aslında çok da güzel değildi. Birincisi Armstead sahada yoktu bugün, sadece 2 kez potaya gitti ve hatta son gidişinin peşine Antic’in maçı bitiren üçlüğü geldi. Ledo Trabzonspor maçının 3 ve 4.periyodundaki savruk oyununu yine bu maçın aynı periyotlarında da sürdürdü. Armstead 6’da 0 (sıfır), Ledo’da 9’da 1 üçlük istatistikleriyle oynadılar. Hatta ilk 2 periyot takımı sırtlayan Gill’i oyunun ikinci yarısında neredeyse hiç göremediler bile. Emircan’da ki tutukluk devam etmekte ve şahsi inancım sadece bu maça özel olarak Okben de tutuktu. Neden sadece bu maça özel diye soracak olursanız, Okben sahada duracağı yeri bilen bir oyuncu olduğunu ilk 2 maçta fazlasıyla gördük. Ama bu maç sanki ilk 3 atışından 2 sini kaçırınca maçın geri kalanında geri dönemedi.

Biraz da geleceğe bakalım. Bu takım bu sezon Play-Off a kalır. Play-Off’a kalması demek Avrupa yolunun açılması demek. Avrupa’da oynayacak olması bu sene başlatılan projenin daha da güzel bir şekilde devam ettirilmesi demek. Gençlerin önünün açılması demek Türk Basketbolunun geleceğinin kurtulması demektir. Türk Basketbolunun geleceğini kurtaracak projenin sahibi olan bir takımın forma reklamı olmadan devam etmesi kadar traji-komik başka bir spor olayı göremiyorum şu anda ülkemizde.

Siz tabelaya bakın ve YGBS yenildi deyin. Biz kazandıklarımıza sevinerek yolumuza devam edelim. Belki yarın bir güzellik yaşanır ve bu şehrin güzelliğine sahip çıkılır. Olur mu? Tek bildiğim şu ki olursa tadından yenmez.

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz bu içeriğe yorum eklenmemiş. İlk siz olabilirsiniz.

Yorum yaz

Captcha